ŞEHİR YAŞAM PORTALI
Şehir ve Haber Portalı

Vicdan olgusu

Vicdan duygusu hakkıyla çalıştırıldığında bircok toplumsal problemin çözümüne neden olabilir. Peki ebeveyn olarak bu konuda neler yapabiliriz? Hangi hatalar çocukların vidanını öldürür?

Vicdan kelimesi, ‘vecede (bulmak)’ kökünden geliyor. Prof. Dr. Kemal Sayar, Vicdan kelimesini söyle tarif ediyor „Hakikati keşfetmek, insanın kendi dünyasındaki tutarsızlıkları fark edip iyiyi, doğruyu bulması. Aynı zamanda yaptığımız iyi veya kötü davranışların tartıldığı, öz sevgimizin yeşerdiği, kendi kendimizi yargıladığımız, ceza verebildiğimiz yer.“ Sosyolog Ali Bulaç ise vicdanı „Insanın kendi içinde bulduğu ölçütlerdir.“ diye tanımlıyor.

Vicdan her zaman doğrudan, güzelden, iyiden, haktan yanadır ve ne zaman konuşması gerektiğini bilir. Bir iyilikte bulunduğumuzda, içimizde tatlı bir huzur hissederiz. Yapılan hatadan, kırılan kalpten dolayı gönlümüz sıkılır. Yapılan hatanın şiddetine göre, nefes alamaz duruma geliriz. Ne yaparsak yapalım mutlu olamayız. Durmadan konuşur bizimle. Ya ona kulak veiririz ya da içimizdeki sesi susturarak bildiğimiz yoldan devam ederiz. Tercih hakkı bizimdir. Vicdansız bir hayat merhametsizliği, sevgisizliği, egoistliği, enaniyeti, acımasızlığı da beraberinde getirir.

Vicdan doğdumuzda bir çekirdek şeklindedir. Yani işlevini sürdürebilmesi için geliştirilip büyütülmesi gerekir. Yanlış anne-baba tutumları, tahammülsüzlükler, ‘Çocuktur anlamaz’ tarzındaki yaklaşımlarla çocuklar hayvanlara, eşyaya, anne-babasına, kardeşine zarar veren, kimseyi dinlemeyen, duyarsız kalan bir insana dönüşebilir. Tabi ki bilerek olsun bilmeyerek olsun onları böyle yapan bizleriz.

İsviçreli eğitim Hans Zulliger’e göre vicdan mekanizmasını en çok olumsuz etkileyen durumun ceza olduğunu açıklıyor.

“Biz çocukları eğitirken pek çok cezalandırma yöntemine başvururuz. Vicdan gelişimine böylece çok zarar veririz. Acele cezalandırmalarla çocuğun vicdanında hesaplaşmaya koyulmasını, bu yolla içindeki ahlaki yargı organında (vicdan) mükemmelleşmeye gitmesini önleriz. Çünkü çekilen cezadan sonra kişinin vicdanı olaya kapanır, kefaretini ödemiştir artık ve daha fazla üzerinde durmaz.”

Klinik Psikolog Reyhane Dağlar, çocuklara verilen cezaların çocuklara ödeşmişlik hissi vererek rahatlattığı görüşünde: “Cezayla bir sonraki hatayı işlemesini önleyecek pişmanlığı alırsınız çocuğun içinden. En büyük ceza, verilmemiş cezadır. Kişinin vicdanı içten içe yanar. Vicdan işlevselse döner dolaşır adaleti bulur. Anne-babalar, eğitimciler çocuğa yönelip ‘Bu davranış yanlıştı’ dese ve onu içindeki sesle yalnız bıraksa. Vicdan bu işi başarır, doğruyu bulur. Allah mekanizmayı kurmuş. Aksi her uygulama vicdanı sakatlıyor.”

advertising

Bahanelerde vicdanı öldürür

Yaptığımız hataları başkalarına anlatırken ‘ama, fakat’ kelimelerini ne kadar az kullanıyorsak vicdanımızın sesini o kadar duyuyoruz demektir.
Çünkü uzmanlara göre bahaneler vicdanı öldürüyor. Peki neden bahanelere başvuruyoruz. Örnek: Çocuğunuz gitti komşunuzun evinde bir vazo kırdı, komşuda gelip bunu size şikayet etti. Sizde o sinir ile evladınızı dövüyorsunuz.

Burada çocuk için bahane doğuyor. Ben vazoyu kırdım ama annem de bana vurdu, annem hep vuruyor zaten, annem vurmasaydı bende vazoyu kırmazdım. Böylece çocuk vicdanının sesini dinlemek yerine bahanelerle bastırıyor ve bunu her fırsatta kullanıyor.
Sürekli susturulan vicdan zamanla artık konuşamaz hale geliyor. Oysaki yapılması gereken, yaptığının yanlış olduğunu bir şekilde anlatarak hatasının farkına varmasını sağlamak.

Çocukla sakince konuşmaya çalışırsanız çocuk hislerini ifade etmeye başlayacaktır, vicdanında yaptığı yanlışı görüp anlayacaktır.

Sanal dünya vicdanı yaralıyor

Psikolog Sinem Yersel, yaşanmış bir olayı anlatıyor: “Sürekli bilgisayar oynayan 5 yaşındaki çocuğun babası vefat ediyor. Yakınları kötü haberi veriyor. Çocuk da ‘Bir canı daha vardır, bir şey olmaz’ diyor.” Klinik Psikolog Dağlar ise başka birinden bahsediyor: “Kuşu ölmüş. Annesiyle gömüyor, aradan biraz zaman geçiyor. Çocuk ‘Gidip bakalım canlanmıştır’ diye diretiyor. Gidiyorlar ama kuş kalkmıyor yerinden. Çocuk büyük hayal kırıklığı yaşıyor. Öldü diyorsun ama anlayamıyor.”Şimdi burda ters giden nedir? Git gide gerçek hayattan uzaklaşıyoruz. Bunda dizilerin, çizgi filimlerin, sanal oyunların çok büyük rolü vardir. Örneğin şiddet içeren bir oyunda adam adama vuruyor, kafa kesiliyor, arkadan ise alkış sesleri geliyor. Klinik Psikolog Daglar: „Kan, bir insanın sakatlanması, ölmesi normal şartlar altında vicdanı harekete geçirecek durumlarken çocuk gerçeklik algısını kaybettiği için her şey sıradanlaşıyor. Vicdan o kadar hassas bir terazi ki bunu tartamaz hâle geliyor.”

Prof. Dr. Kemal Sayar tüm bunları “Vicdanın sesini kısan unsurlar.” diye özetliyor: “Çocuklar normal şartlarda kendi dünyalarında karşılaşma ihtimalleri çok düşük imgelerle farklı bir gerçeklik kurar hâle geldi. Bunun yanı sıra, televizyonda şiddet içerikli, güvenilmez insanları, aldatmaları, yalanları izleyen çocuk, şiddeti uygulayan ya da şiddeti gören kişiyle özdeşim kurabiliyor. Çizgi filmler, sanal oyunlardaki süper kahramanlar, şiddetten zarar görmeyen insanların varlığına inandırıyor onları. Böylelikle arkadaşlarına kolayca zarar verebiliyorlar.”

Vicdan her insanda olan bir duygudur. Vicdanın gelişiminin temelleri doğumdan hemen sonra anneyle bebeğin bütünleşmesiyle atılır. Çocuk annesine güvenebilmeli. Annesine güvenen çocuğun vicdanı da gelişir. Vicdanlı nesiller yetiştirmek istiyorsak, çocuklarımızı karşılıksız, katkısız sevmeyi bilmeliyiz. Prof. Dr. Kemal Sayar „Ancak layıkıyla sevilmiş çocuklar bıçağın kanatabileceğini, kötü sözün can yakabileceğini bilebilir.“ diyor.

Dikkatinizi Çekebilir: