ŞEHİR YAŞAM PORTALI
Şehir ve Haber Portalı

SENİNLE EVLENİRDIM; FOTOĞRAFLAR OLMASA…

En çok beğeni alan fotoğraflar en güzel insanları gösteriyor demektir. Erkek olsun bayan olsun üşenmeden envai çeşit pozlar verip, sonra onlarca fotoğrafın arasından bıkmadan, usanmadan en güzelini seçip sosyal medyada yayımlıyorlar. Tabi ki fotoğrafı daha önce profesyonel programlarla retüşe ettikten sonra… Haliyle insan, yoğun iş gününden sonra yorgun düşüyor, gözlerinin altında morluklar oluşabiliyor, sivilcesi çıkabiliyor veya ten rengi soluk olabiliyor. „Güvenme güzelliğine bir sivilce yeter“,  sözü vardır ya. O artık; „Sivilce! Güvenme çirkinliğine bir fotoshop yeter“ olarak değiştirilmeli bence. Bir iki dakika içinde insan „zart model of the zırttan“ „best model of the world (!)“ olabiliyor nede olsa…

Peki bunların yazı başlığıyla ne alakası var? Yada, evlilikle fotoshopun ne alakası var? İsterseniz bu yazıyı okurken en son sosyal medya da arkadaşlarınızın veya size önerilen sayfalardaki insanların fotoğraflarını göz önüne getirin. Hepside birbirinden güzel değilmiydi? En güzel mekanlar, en güzel yiyecek ve içecekler, en kaliteli restoranlardan tutun en pahalı giysilere varıncaya kadar… Hep mutlu gülüşler, cennetteymiş gibi hisler, motive edici sözler ve daha neler neler. Kusursuzluğun en mükemmel hali görünüyor. İnsanlar kendilerini başkalarına sergilerken; evet, kendilerini, yani bedenlerini, yüzlerini, güzelliklerini başkalarına, belki de hiç tanımadıkları insanlara sergilerken, hep en iyi yönlerini seçiyorlar. İnsanlar daima pohpohlanmak istedikleri ve iltifattan hoşlandıkları için, en iyi taraflarını sergilemek istemeleri gayet doğal. Ama gelelim evlilik konusuna.

Gençlerin evlilik yaşı eskiye bakarak git gide büyümeğe başladı. Bazıları için bunun tabii ki maddi yönü var. Düzenli ve yeterli geliri olmadan yuva kurmak istemeyen insanlar var. Ama maddi durumları iyi olup yine de evlilikten uzak duran erkek ve bayanların sayısıda gittikçe artıyor. Bunun en büyük nedenlerinden biri de doyumsuzluk. Evet, ne yazık ki, gözlerimiz güzele bakmaya o kadar çok alışmış ki, neredeyse „güzele bakmak sevaptır“ sözünü hayat felsefemiz haline getirmişiz. Facebook, Twitter veya Instagramda, istediğimiz zaman, istediğimiz kişinin fotoğrafına hayranlıkla dalabiliyoruz. Bunun en kötü yanı da, insanları güzellikleriyle kıyaslıyoruz. Sayfalara tıkladıkça hep daha güzelini, daha yakışıklısını görüyoruz. Durum böyle olunca insanın kafasına yüz ve beden güzelliği kavramı yerleşiyor ve kendi de başkalarında olduğu gibi bir eş arayışına giriyor. „Onun güzel karısı/kocası varda, benim neden olmasın?“ hesabı yani. Evlilik bu zamanda genelde güzellik kavramı üzerine kuruluyor. İç güzellik değil ne yazıkki bahsettiğim konu.

advertising

Seçenekte çok olunca insan karar vermekte zorlanıyor haklı olarak. „Bu güzelmiş/ yakışıklıymış … ama şu daha güzelmiş/ yakışıklıymış sanki…“ deyip insan evleneceği kişiyi bulana kadar çok zaman sarf ediyor. Birde artık sosyal medya üzerinden erkeğin kıza, kızın erkeğe ulaşması bir mesaj kadar yakın olduğunu düşünürsek, işler iyice karışıyor ne yazık ki. Ahlak, haram, flört konuları çok ta umursanmadığı için; sevgili olmak, hatta sanal alemde birkaç kişiyle aynı zamanda „sevgili olmak“ ve yazışmak pek te yadırganmıyor açıkçası.

İnsanlar nefislerine yenik düştükleri için ve tüm güzel duygularını, sözlerini ve enerjilerini böyle uzun süren ama çoğu zaman sonu olmayan ilişkilerde harcadıkları için evlilik konusuna yaklaşmak istemiyorlar.  Zaten nikah olmadanda gezip tozuyorlar, eğleniyorlar… Bir de hukuki bir sözleşmeyle neden büyük sorumluluk altına girsinler ki değil mi ama? Hayatında evlilikle bir dönüm noktası yaşamış olacak, eşine ve çevresine karşı çok büyük sorumluluk alacak. İlk olarak karşı cinsten başka biriyle ilgisini kesecek. Bu da onca haramdan sonra bazı nefislere zor gelebilir. Alışkanlıkları bırakmak zor ne de olsa.

Eşinin dış güzelliği zamanla yok oluyor ama dışarıda hala başka güzel insanlar kendilerini sergilemeye devam ediyorlar. Birde acı bir gerçek var ki, oda insanların kendilerini evdeyken eşlerine süslememeleri. Çöp atmaya çıkarken bile makyaj yapan, alışverişe giderken düğüne gidiyormuş gibi süslenen ama evde pijamayla dolaşan kadınlar tanıyorum. „Kadınlar güzelliklerini örtsünler, erkekler göz kapaklarını tesettür olarak kullansınlar“ diyen dine mensupuz halbuki. Tam tersi olarak kendimizi evdeki gözden sakınıyoruz, dışarıda ki güzellikleri arıyoruz. Bir inciyi örnek alıp, kendimizi değerli olduğumuz için kabuğumuzda saklasak ve sadece değerimizi bilen kişiye göstersek daha doğru olmaz mı? Tüm güzel hisleri, güzel baskışları ve görüşleri hak eden kişiyle paylaşsak evlilikler güzelleşmez miydi? Haram sevdalar azalmaz mıydı? Fotoğraflarımızla birlikte bedenimizi ve güzel yüzümüzü başkalarına sergilemesek, başkalarının hayallerinde yaşamazdık belkide? Bize namahrem olan insanların yüzleri aklımızda olmazdı? Ve böylece başkalarını değil, kendi eşimizi göz önünde ve kalbimizin içinde bulundururduk, öyle değil mi? Eşimizi ve kendimizi başkalarıyla kıyaslamayı bırakırdık. Dışımızı değilde, daha çok içimizi süslemekle ilgilenirdik belkide. Güzele baka baka insan birgün alışıyor zaten o görünüşe.

„Güzele 40 günde doyulur, iyi huyluya 40 yılda doyulmaz.“