ŞEHİR YAŞAM PORTALI
Şehir ve Haber Portalı

İKTİDARI BİZ DEĞİŞTİRİRİZ

Bazı olaylar vardır ki yaşandığı zamana damgasını vurur. Bazen bir güne, bazen bir aya bazen bir yıla, bazen bir asıra, bazen bir çağa, bazen de tüm zamanlara etki eder. Elbette ki ne kadar zamana etki edeceği olayın büyüklüğü ve önemiyle doğru orantılıdır. Bu sebeble bu tarz olayların yaşandığı zaman dilimi bu olayları çağrıştırırken çoğunlukla olaylar da o zaman dilimini çağrıştırır. Bazen de birbirleriyle bağlantılı fakat farklı olayları çağrıştırır. Mesela, 1453 denilince akla ilk gelen “İstanbul’un Fethi” olurken “İstanbul’un Fethi” denilince akla Bizans İmparatorluğu’nun yıkılması Orta Çağ’ın kapanıp Yeni Çağ’ın açılması gibi olaylar gelir. Yine bazı olaylar kişilere ailelere küçük gruplara etki ederken bazı olaylar da ülkelere, milletlere, hatta bütün insanlığa etki eder. Bir insanın doğum günü veya evlilik yıldönümü kendisini, eşini ve bazı sevenlerini ilgilendirir. O tarih, başkaları için pek de bir anlam ifade etmez. Oysa ki toplumların hayatına yön veren sosyal hayatın akışını etkileyen olaylar etki ve ilgi alanına göre bazen köy, kasaba, şehir gibi yöresel alanlarda etkili olurken bazen ülke bazında, bazen ülkeler arasında bazen de dünya çapında etkili olur. Bunları tek tek örneklemeye gerek görmüyorum. Eminim herkesin kafasına bunların herbirine bir örnek belirmiştir.

Buna göre “15 Temmuz” hangi kategoridedir? 15 Temmuz, oluşumu, gelişimi, sonuçları ve etkileri itibarıyla kendine has bir durum arzetmektedir. O günde bu millet, nasıl bütün farklılıkları bir kenara bırakarak topyekün darbecilere karşı çıkmışsa, sonraki yıllarda da o menfur girişimi unutmamak ve unutturmamak adına kendiliğinden bu günü anma günü olarak kabul ederek, çeşitli aktivitelerle, temsili nöbetlerle hem darbeci müsveddelerine, hemde sonradan türeyebilecek ardçı darbe meraklılarına vatan, millet, bayrak, istiklal gibi ortak değerlerimize kem gözle bakmaya yeltenen kim olursa olsun gereken cevabı vereceğini hatırlatmaktadır. Geçmişten aldığı derslerle geleceğini inşa etmekte, bu zihniyeti yeni nesillere de miras olarak bırakmaktadır.

Burada ısrarla üzerinde gereken şey; insanları topluca reaksiyon göstermeye sevk eden, bu insanların düşünce sistemine ve davranışlarına etki eden ana faktör nedir? Sorusu olmalıdır.  O gün, sahnelenmeye çalışılan oyun büyüktü. Oyunun perde arkası, gösterilmeye çalışılandan da büyüktü. Yani, darbecilerin silah zoruyla ülke yönetimini ele geçirmesi veya yöneticileri değiştirmesiyle sınırlı olmadığı anlaşılmıştı. Kimilerinin küçük görmeye çalıştığı, hakaret ettiği hatta kullandığı oyu bile kendi oyuna denk görmediği bu Millet, ferasetiyle oynanan oyunu gördü ve onun için de:

1- Ülkede hiçbir şekilde demokrasi sorunu yokken; halk, özgür iradesiyle yöneticilerini, hemen hemen her görüşten parti ve adaylar arasından seçmiş, seçimler, kanunla belirtilen sürelerde yapılmış ve yapılacakken, demokratik bir ülkede halka rağmen, halkın seçtiklerine darbe yapmaya kalkışmak doğrudan halkın iradesine müdahale anlamına geliyordu ki halk bunu kabul etmedi.

2- Darbe halk için değilde bilakis halka karşı yapılıyorsa; kimin için yapılıyor, kimin çıkarına hizmet ediyordu? Halk, kimin çıkarına olduğuyla fazla ilgilenmedi; “bizim dışımızda birilerinin çıkarınaysa kesinlikle bizim zararımızadır” anlayışıyla hareket etti.

3- Ülkemiz, dışarıdan düşmanlar, içeriden hainler tarafından kuşatılmış, önce bölgesinde yalnızlaştırılıp, etkisi azaltılıp, itibarsızlaştırılacak, çeşitli ayak oyunlarıyla “terörist devlet” ilan edilecek, içeride de kendi maharetleriyle çıkardıkları kargaşaları bahane ederek, Afganistan, Libya, Irak örneğinde olduğu gibi güya huzur, refah, demokrasi getireceklerini söyleyerek Ülkemizin üzerine çöreklenecekler iken halk, kendi arasındaki farklılıkları göremezdi, görmedi de. “Önce ülkem, önce bağımsızlığım” dedi. Afganistan’da, Libya’da, Irak’ta neler olduğunu hergün görüyorken aynı hataya düşmek olmazdı.

4- Olmaz ya, hadi diyelim ki darbe sadece iktidarı devirmek için yapılıyordu. Kim yapıyordu? Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Devletin kurumlarının, basın-medya kuruluşlarının, esnafın, velhasıl toplumun hemen hemen her tabakasının içine yerleştirilmiş bir avuç kukla ve bunların ipini tutan dış güçler… Onlara ne oluyordu ki Bizim Ülke’nin iktidarını değiştirmeye kalkıyorlardı? Hem hangi kriterlerle, devirdikleri yönetimin yerine kim(ler)i getireceklerdi? “Biz daha ölmedik; değişecekse iktidarı da biz değiştiririz” dedi ve hadsizlere haddini bildirdi.

15 Temmuz’un Türkiye için ifade ettiği anlam saymakla bitmeyecek kadar çoktur. 15 Temmuz denilince belki akla ilk gelen şey “başarısız darbe girişimi” olacaktır. Ancak girişimin neden başarısız olduğu, darbecilerin kimlerden oluştuğu, onların karşısına kimlerin çıktığı, neye nasıl karşılık verdiği, sonucun ne olduğu, sosyo-psikolojik etkileri, şehitler, gaziler, onların yakınları, toplumsal çıkarımlar ve daha nice konunun herbiri tek başına ele alındığında görülüyor ki 15 Temmuz, her alanda özel ve farklı anlamlar, bugüne ve geleceğe yönelik çok çeşitli ve önemli mesajlar içermektedir.

15 Temmuz’un etkili olduğu alan sadece Türkiye ile de sınırlı değildir. Öncelikle darbecilerin babaları niteliğindeki güçler üzerinde etki, hem de şok etkisi yapmıştır. Üzerinde kafa yormuşlarsa yeterince ders çıkarmışlardır. İnşaallah çıkarmışlardır; anlamamışlar da tekrar böyle bir şeye kalkışma cesareti gösterirlerse bu sefer dersi, daha iyi anlamaları için detaylıca anlatmak durumunda kalırız ki bu bizim için sorun değil evelallah!

Halkların yok sayıldığı, millet iradesi hoşlarına gitmediğinde belli mihrakların direk müdahele ettiği ülkelerin halkları da Türkiye’de 15 Temmuz gecesi Türk Halkı’ının birliğini ve darbecilere karşı gösterilen direnci görmüş, örnek almış ve kendilerine güven gelmiştir.

İnancın gücü, birlik ve beraberliğin gücü, sağlam irade, azim ve kararlılık bütün silahlardan daha güçlüymüş. Biz bunu gördük; gerçek gücümüzü tekrar hatırladık. Düşmanlarımız gördü; bizim kolay lokma olmadığımızı anladı. Ne biz sahip olduğumuz değerlerimizden ve onları savunmaktan vazgeçeceğiz, ne de onlar bize saldırmaktan.

O halde bir kez daha hatırlayalım, hatırlatalım: Uyanık olalım, unutmayalım, unutturmayalım!

Dikkatinizi Çekebilir: