ŞEHİR YAŞAM PORTALI
Şehir ve Haber Portalı

Dost -Eski Dost

Sosyal hayat içerisinde insanların birbirleriyle olan kaçınılmaz münasebetlerinde bu münasebetlerin şekli, cinsi ve ölçüsünü belirleyen sınıflandırmalar ve bu sınıflandırmaları ifade eden kavramlar ortaya çıkmıştır. Bunları, oluşum itibariyle doğuştan gelen ve sonradan oluşan olmak üzere iki kategoride inceleyebiliriz.

Doğuştan gelenleri de mutlak (zamanla değişmeyen) ve mukayyed (değişken) olmak üzere kendi arasında iki ayrı ana gruba ayırabiliriz. Akrabalık ve milliyet, değiştirilemeyen olgulardandır. Anne, baba, kardeş, amca, dayı, hala, teyze gibi akrabalıkları, kabul etmiyorum, reddediyorum deseniz de, küsseniz, konuşmasanız da, hatta düşman dâhi olsanız da gerçekte değiştirmeye güç yetiremezsiniz. Aynı şekilde vatandaşlığınızı değiştirebilirsiniz ama milliyetinizi değiştiremezsiniz.

Sonradan oluşanları da zorunlu ve tercihe bağlı olanlar şeklinde iki bölümde ele alabiliriz. Elbette ki bunları kesin sınırlarla birbirinden ayırmak mümkün değildir. Zira eşinizi seçersiniz; bu sizin tercihinizdir ancak eşinizin akrabalarını seçme şansınız yoktur. Evinizi istediğiniz yerden alma şansınız vardır. Hatta ev alırken komşularınızın nasıl insanlar olduğuna dikkat etme şansınız da vardır, ne var ki siz eve yerleştikten sonra size yeni komşu olacak insanları seçme şansınız çoğunlukla yoktur. Kısacası sosyal hayat içerisinde münasebette bulunduğumuz kişilerin nasıl ve niceliğini belirleme şansımız her zaman olmamakta, bazılarını değiştirme şansınız olduğu halde bazılarını olduğu gibi kabul etmek zorunda kalmaktayız. Ailemizin ya da akrabalarımızın nasıl ve niceliklerini değiştirme imkanımız her zaman olmadığına göre bu durumun üzerine çok fazla gitmenin de bir anlamı olmayacaktır.

Sosyal hayat içerisinde bile isteye münasebette bulunabileceğimiz, hatta bütün özelliklerini ince eleyip sık dokuyabileceğimiz bir grup var ki; o da “arkadaş grubu”dur. Hoşumuza gitmeyen bir davranışını gördüğünüzde yahut davranışlarında değişmeler olmaya başladığını farkettiğinizde arkadaşınızı önce uyarır, yanlışından döndürmeye, elinizden geldiğince yanlış yapmasının önüne geçerek doğru yola sevk etmeye çalışırsınız. Şayet bunda başarılı olamazsanız arkadaşlığınızı bitirebilirsiniz. Eğer uzunca bir süre arkadaşlığınız devam etmiş ise bunun iki anlamı vardır: Birincisi; arkadaşınızı olduğu gibi kabul etmiş, münasebetlerinizi belli ölçüler çerçevesinde devam ettirmişsiniz demektir. İkincisi ise; arkadaşlığınıza geliştirerek devam ediyorsunuz demektir ki bu tür arkadaşlığın bir adım ötesi dostluktur.

Dost kelimesi dilimizde çeşitli anlamlarda kullanılmaktadır en yaygın kullanıldığı alan düşman karşıtıdır. Birisi düşman değilse dosttur. Yahut arkadaşla eş anlamlı olarak kullanılır ki bununla; arkadaş kelimesinin biraz yavan kaldığı yerlerde dost kelimesi kullanılarak arkadaşlığın biraz daha güçlü olduğu ifade edilmeye çalışılır. Dost kelimesi bir kadın bir erkek arasında kullanıyorsa bu, onların arasında duygusal bir ilişki olduğunu gösterir. Başka bir ifade ile günümüzde adına oynaş, metres vs. denilen kavramların yerine dost kelimesinin kullanıldığı da olur.

Bizim yazımıza konu olan dost ise tamamen bunlardan farklı olarak, arkadaşlık ilişkisinin bir adım daha ötesidir. Arkadaşlıktan daha güçlü bir bağı ifade eder.

Arkadaş kavramı daha ziyade insanların birbirleriyle tanışıklığını, tanıklıktan biraz öte birbirlerini biraz daha yakından tanıdığını ve aralarında sempati veya sevgi bağının olduğunu ifade eder. Arkadaşlık çeşitli sınıflara ayrılır: Birincisi zorunlu arkadaşlıktır. İş arkadaşlığı, sınıf arkadaşlığı, mahalle arkadaşlığı gibi. Burada insanların fazla seçme şansı yoktur. Ancak bu grupların içerisinde de arkadaşlığın çeşitli şekilleri oluşur. Bir sınıfta yahut da bir iş yerinde olan herkes iş arkadaşı, sınıf arkadaşı, okul arkadaşı iken bunların içerisinden bir kısmı yakın arkadaş yahut da iyi arkadaş olabilir.

advertising

Bir kısmıyla hiç anlaşamıyor olabilirsiniz fakat mecburen arkadaşsınızdır ya da ilişkinize verilen isim arkadaşlıktır. Yine bir kısmıyla bir yerlerde karşılaştığınızda yüzünüzde tebessüm belirir, selamlaşırsınız. Belki bir kaç kelam edersiniz ancak karşılaşmadığımız zaman aramak da aklımıza gelmez. Bu da mecburi arkadaşlığın bir ürünüdür.

Dostluk ise arkadaşlıktan daha öte; iki yada daha fazla kişi arasında bazı sınırların kaldırılması anlamına gelmektedir. Dost, dostunun derdiyle dertlenip sevinciyle sevinçlenir. Dostluklar bir nevi akrabalık gibidir. Hatta bazen akrabalıktan da önemlidir. Zira akrabalar bizim tercihimiz dâhilinde gerçekleşmemiş, seçme ve değiştirme şansımız olmayan ilişkiler olduğu halde dostluk tamamen istek ve iradeye bağlı olarak gerçekleşen bir münasebettir. Dostluk, bugünden yarına olan bir şey olmadığı için içinden geçtiği süreçte bazı filitrelemelere tabii tutulur. Dostlar arasında hoşa gitmeyen bazı yönler giderilir. Yine dostlar arasında yanlış anlamalara meydan vermeyecek şekilde birbirlerinin mantalitesini, zihin yapılarını ve düşünce sistemlerini bilme vardır. Dost, dostunun ihtiyacını, sıkıntısını görür, bilir ve kendiliğinden gidermeye çalışır. Açıkta olan konularda yardım istemeye gerek yoktur. Ancak mahrem diyebileceğimiz, bilinmemesi gereken konularda ihtiyaç varsa yardım yine dosttan istenir. Çünkü dost, meseleyi duyar, elinden geleni yapar ve unutur. Böyle birşey hiç yaşamamış gibi davranır.

Dostu arkadaştan ayıran özellikler tek tek sayılmaya kalkınsa çok şey söylenebilir. Yukarıda örnek babında vermeye çalıştığımız birkaç özellikten yolda çıkarak diyebiliriz ki: sevincinizi ve üzüntünüzü herkesten önce paylaşan, ihtiyaç duyduğunuzda çağırılmadan yanıbaşınızda biten, malınızı, canınızı, haysiyetinizi, şerefinizi, namusunuzu korumada ve gözetmede tereddütsüz gereğini yapan biri varsa, siz de birini arama ihtiyacı hissettiğinizde aklınıza “O” geliyorsa işte “O” sizin dostunuzdur.

Bir de “eski dost” tabiri vardır ki bu eğer dostluğun eski zamanlara uzandığını ifade ediyorsa doğru kullanımdır. Eskide kalmış bir dostluktan bahsediliyorsa burada bir mantık hatası vardır. Bu insanlar hiçbir zaman dost olamamış, münasebetleri arkadaşlık seviyesinde kalmış demektir. En fazla iyi arkadaş olmuşlardır. Dost dostun hatasını görmez, görse de kusuruna kalmaz ki dostluğu bitirmiş olsun.

Son bir kural daha: “Dost aranmaz, dost olunur.” Size dost olacak birini aramak yerine dostluğa değer birisine dost olursanız bir dost kazanmış olursunuz.

Dostlukların yerini şahsî menfaatlerin aldığı, dost olmaya aday ve dost olmaya değer insanların oldukça azaldığı bir ortamda dostlukların tekrar yayılması ve sosyal hayatta hakettiği yeri tekrar alması dileğiyle…

Dikkatinizi Çekebilir: