ŞEHİR YAŞAM PORTALI
Şehir ve Haber Portalı

BIG Partisi´nin NSU Davası ile ilgili Basın açıklaması

BIG Basin Bildirisi

NSU-Irkci cinayetleri Davasi Karari

2000-2007 yılları arasinda 8 Türk’ün 1 Yunanlinin ve 1 Alman polis bayanin, 2011’de intihar ettikleri iddia edilen Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt ile davada suç ortağı olarak yargılanan Beate Zschaepe’den oluşan 3 kişilik NSU irkci cetesi tarafindan infaz edildigi ve bu örgütün ayrica 2 bombalı saldırı düzenledigi ve 15 banka soygunu gerceklestirdigi ile ilgili bu dava ve karari bugün Almanya’nin hukuk ayibi olarak tarihe gececek. Maalesef adil bir karar cikmayacak. Sadece 5 kisi yargilanacak ve arkasindaki karanlik ve derin NSU agi cezasiz kalacaktir.

Bu davada 5 NSU sanığıni 14 avukat savundu, 93 mağduru ise 60 avukat temsil ediyor. Şimdiye kadar 437 duruşmanın yapıldığı davada 765 tanık ve 56 uzman dinlendi.

Bu dava sürecinde bizim ve bircok insanin merak ettigi, NSU-cinayetlerinin aydinlanmasi ve gerceklerin ortaya cikmasi ile ilgili önemli sorular cevapsiz kalacak. Maalesef Alman hukukuna olan güvenimiz son derece sarsilmis bulunmaktadir.

Bu cinayet aginin arkasindaki karanlik güclerin, isbirlikcilerin, devletin ve gizli servislerinin rolü bu dava süresince hicbir sekilde aydinliga kavusturulmadi.

Alman Federal Bassavcisi daha dava baslangicinda bu örgütün 3 kisiden ibaret, isole edilmis, yani herhangi bir yerden bagimsiz olarak, kendi basina hareket eden bir hücre oldugunu iddia etmis, tüm sorgulamayi ve davayi bunun üzerine bina etmistir. Bu bize ve o davada görev alan onlarca avukata göre hic de inandirici degildir.

Halbuki maktul yakinlarinin avukatlari dava süresince sorgulama sirasinda en azindan 24 kisiyi tesbit etmislerdir. Bu sahislar acikca NSU katillerine silah, para, kalmak icin daire, sahte kimlikler ile destek verdiklerini itiraf etmislerdir. Nasil olur da Bassavci bunlari görmez ve duymazdan gelir ve tüm delillere ragmen sadece 5 kisiyi sorumlu ilan edebilir ki? Bassavci: „Bunun haricinde baska bir sey iddia etmek sinek viziltisindan baska birsey ifade etmiyor“ diye de mahkemede küstahca meydan okumustur. Federal savcilik bu kibirli tavriyla tüm karsi argümanlari yok saymis, diskredite etmis ve olayin tüm boyutlariyla aydinlanmasini engellemistir. Buna devletin bariz bir sekilde olayi örtbas etmesi de denebilir.

Ama savciligin evdeki hesabi carsiya uymamistir. Cünkü maktul yakinlarinin avukatlarinin sunduklari deliller bu olayda istihbarat birimleri ve özellikle anayasayi koruma dairelerinin cok süpheli bir rol oynadigini gözler önüne sermektedir.

Nasil oluyor da devletin istihbarat birimleri senelerce bu irkci NSU cetesini ortaya cikaramiyor? Neden istihbarat daireleri bu ceteyle ilgili ellerindeki bilgi ve belgelere ragmen 1998-2000 arasi bu ceteyi tutuklamadi ve böylece bircok cinayetin önlenmesini saglamadi?
Neden Federal Anayasayi Koruma Dairesi’nde 11.11.2011’den itibaren yetkili birim baskani talimatiyla „Operation Rennsteig“ iliskili istihbarat görevlilerine dair klasörler cok genis kapsamli bir sekilde yok edildi? Hatta bu olay Federal meclisteki NSU cinayetleri arastirma komisyonunun tesbitine göre bilerek ve isteyerek yapildi. Bu telasli aksiyonlar kuruma sorulacak hassas sorulara karsi önlem almak icin örtbas etme operasyonlari degil midir? Sadece orada da degil, bircok eyalet istihbarat dairelerinde de NSU baglami icerikli 400 civarinda klasör kagit ögütücü makineleri ile yok edilmistir, ki bu cok manidardir.

Alman Federal Meclisinin arastirma komisyonu da simdiye kadar cinayetleri aydinlatici, tatmin edici bir sonuca ulasamamistir. Tatmin edici cevaplardan daha fazla, oldukca kritik sorular acikta kalmistir. Komisyonun nihai raporunda ortaya cikan bir tesbit de ilk dönem güvenlik birimleri tarafindan irkci tavirlarla cinayetler sorusturuldugunda öldürülenler ve yakinlari kriminalise edilmis ve onlara karsi cok onur zedeleyici bir yaklasim sergilenmistir.
Bu cinayetlerin Türkler arasında etnik ya da mezhepsel gerilimlerden kaynaklandigi iddia edilmis, aileler şüpheli olarak görülmüs, öldürülen kişilerin eşleri, çocukları şüpheli olarak sorgulanmisti. Hatirlayalim ki bir dönem Alman basininda önyargili bir sekilde „döner cinayetleri“ olarak adlandirilan ve böylece masum gösterilmeye calisilan bu cinayetler Almanya’da önemli bir boyutta yapisal irkcilik problemi oldugunun bir göstergesidir.

NSU-terör üyesi Beate Zschäpe ise simdiye kadar hep yüreksizce ve korkakca sustu. Cinayetlerin arka planinin aydinlanmasi ile ilgili hicbir bilgi vermedi. Acaba neden? Kaybedecek neyi var acaba? Kimleri korumaya calisiyor diye sorular akla gelmekte, ancak cevapsiz kalmaktadir.

Kendini her firsatta hukuk devleti olarak adlandiran Almanya’da masum insanlar sadece „Türk“ ve „Müslüman“ oldulari icin irkci cinayetlere kurban gittiler. Ne yazik ki, hukuk sisteminin ve siyasi yapilarin büyük bir kismi Solingen, Mölln ve NSU irkci cinayetlerinden ders almadilar. Ve irkci cinayetler maalesef halen devam etmektedir.

Bizim icin su sorular halen cevapsiz görünmektedir:
•    Irkci cinayetlere kurban giden insanlar nasil ve kimler tarafindan secildi?
•    NSU örgütünün aği hangi büyüklükte? Bu örgüte arka planda daha baska hangi kisiler ve yapilar destek verdiler?
•    Ilgili devlet birimleri bu Neonazi yapiyi bu kadarca sene nasil finanse ettiler ve hangi hedeflerle?
•    Devlet gücünü kötüye kullanan aktörler kimlerdir ve bu sahislar hukuken nasil bir muamale görecekler ve yargilanacaklar?
•    Süpheli bir sekilde ölen bircok önemli taniklarin gercek ölüm nedenleri aydinlatilacak mi?
•    Devlet gercekleri ortaya cikarmak icin bu cevaplanmayan sorularin üstüne gidecek mi? Yoksa devlet, mahkeminin verecegi bu kararla tüm hukuksuzluklari paspas alti mi edecek?

BIG Partisi olarak biz adalet ve hak hukuk ugruna bu davanin takipcisi olacagiz ve bu davanin aydinlanmasi icin gerekli mücadeleyi verecegiz. Yetkili siyasi ve hukuki Alman makamlari bu karanlik yapiyi ortaya cikarmakla, bertaraf etmekle ve yargilamakla mükelleftirler. Özellikle göcmen kökenli insanlarin daha güvenlikli bir ülkede yasadiklarina tekrar inanabilmeleri saglanmalidir. Aksi takdirde hep bir süphe ve güvenlik kaygisi icinde yasayacaklardir.

NSU cinayetlerinin ve arka planinin acik ve net bir sekilde aydinlatilmamasi ve akabinde adil bir yargilanma olmamasi takdirde, biz BIG Partisi olarak bu hukuksuzlugu Avrupa Insan Haklari Mahkemesine kadar tasimaya son derece kararliyiz.

Sansölye Merkel 2012’de, yani dava baslamadan 1 sene önce, NSU-cinayetlerinin kayitsiz, sartsiz ve eksiksiz bir sekilde aydinlatilacaginin sözünü vermisti. Su an tam tersi bir durum ile karsi karsiyayiz. Delil iceren klasörlerin, dosyalarin yok edilmesinde payi olan, NSU ile baglantili kisilere destek veren, onlari koruyan hicbir kamu görevlisi hukuki bir isleme tabi olmamistir veya görevden uzaklastirilmamistir. Şüpheli ölümler ve hatta Hessen eyaletindeki Halit Yozgat cinayetiyle baglantisi ispatlanan anayasayi koruma dairesi görevlisi ve o bölgedeki Neonazi aginin icinde bulunan sahis ile ilişkin rapor için 120 yıl süreyle gizlilik kararı alinmistir. Bu olay Alman devletinin bu seri cinayetleri aydınlatmak isteyip istemediği konusunda ciddi süpheler uyandirmaktadir.

Cinayetlerin gercek sorumlularının ortaya cıkmasına ragmen güvenlik makamları yanlış ve onursuz suclamalardan dolayı ailelerden halen özür dilemediler. Tüm bu olan bitenler bir hukuk devleti icin kabul edilir bir durum degildir.

BIG Partisi olarak biz hükümet sorumlulugu tasiyan politikacilarin, hakim ve savcilarin bir hukuk devletine yakisir sekilde bu davanin aydinlanmasi icin gerekli sorusturmalarin devam etmesi, acikta kalan sorularin cevaplanmasini talep etmekteyiz. Yoksa biz yasadigimiz ülkedeki hukuk devletine nasil güvenebiliriz ki?

Ayrimcilik ve irkcilik, yabanci ve din düsmanligina, yasadigimiz bu ülkede yer olmamali.
Ayrica hukuk barisinin tekrar tesis edilmedigi bir ortamda devlete karsi da güven olmayacaktir.

Ama su bilinmelidir ki, biz unutmayacagiz ve unutturmayacagiz ve herseyden önce de susmayacagiz. Adalet, baris ve toplumsal dayanisma Almanya’da yasan bireyler olarak hepimizi ilgilendirmektedir.

Hele ki simdi, böyle bir hukuk vakasinda kararli ve görünür bir sekilde maktul yakinlari ve onlarin avukatlari ile dayanisma gösteren güclü bir kamuoyuna ihtiyac vardir. Tabii ki burada özellikle Türk STK’larinin da tabanlari ile birlikte bu olayda dayanisma göstermeleri ve destek vermeleri cok makul ve gerekli olmaktadir. Bugün, böyle bir durumda magdur olan ailelere destek verilmeyecek de ne zaman verilecektir? Bugün kardeşlerimizin yanında olduğumuzu, duyarsız olmadığımızı göstermeyecegiz de ne zaman gösterecegiz? Elbette bu davada birlik olacagiz, dayanışma gösterecegiz.

Eger biz gerekli mücadeleyi vermezsek, bazi devlet kurumlari yapisal irkciliklarina devam edecekler veya tahammül edeceklerdir ve birbirlerini koruyacaklardir.

Bu ülkede yasayan baris ve adalet sever insanlarla beraberce bu davanin aydinliga kavusmasi icin caba göstermeliyiz ve gösterecegiz de. Ümitsiz olmamaliyiz ve özellikle de gerekli toplumsal baskiyi artirmaliyiz. Iste bugün bunun icin buradayiz.

Bu tartismasiz bizim maktul ve yakinlarina olan boynumuzun borcudur! Unutmayalim bu irkci cinayetlere herhangi baska birimiz de kurban gidebilirdik.

BIG Partisi Yönetim Kurulu

P.S.: Lütfen insan haklari komisyonumuza siz de dahil olun, bizi cesitli katkilarinizla destekleyin, ki hakikatler ortaya ciksin ve tatmin edici olarak olayin aydinlanmasi gerceklessin. Destek icin E-mailimiz: menschenrechtskommission@bigpartei.org

Dikkatinizi Çekebilir: